Rhesus makakları, bilimsel adıyla Macaca mulatta, insan (Homo sapiens) ve şempanzelerden (Pan troglodytes) sonra, tüm genom dizisi çıkarılan üçüncü primat türü olarak bilim tarihindeki yerini aldı. Science dergisinin 13 Nisan sayısında geniş yer bulan çalışma, 5 yıl önce Southwest Ulusal Primat Araştırma Merkezi'nden genetik uzmanı Jeffrey Rogers ve Washington Üniversitesi'nden virolog Michael Katze tarafından başlatılmıştı.
Rhesus makakları, bilimsel adıyla Macaca mulatta, insan (Homo sapiens) ve şempanzelerden (Pan troglodytes) sonra, tüm genom dizisi çıkarılan üçüncü primat türü olarak bilim tarihindeki yerini aldı. Science dergisinin 13 Nisan sayısında geniş yer bulan çalışma, 5 yıl önce Southwest Ulusal Primat Araştırma Merkezi'nden genetik uzmanı Jeffrey Rogers ve Washington Üniversitesi'nden virolog Michael Katze tarafından başlatılmıştı.
İnsanlık makak maymunlarına çok şey borçlu
Çalışmanın ilk sonuçlarına geçmeden, makak maymunu hakkında kısa bir hatırlatmada bulunalım. Bir Eski Dünya maymun türü olan makaklar tıbbi araştırmalarda sıkça kullanılan canlılardır. Bu araştırmaların en çarpıcı ve bilinen örneği, 60 yıldır milyonlarca çocuğun sağlıklı doğmasını sağladı: 1940'da Karl Landsteiner ve öğrencisi Alexander Weiner makak maymunlarının kanında Rh (Rhesus) olarak adlandırdıkları bir protein tespit etmişlerdi. Araştırmacılar söz konusu proteinin bazı insanlarda da bulunduğunu ve gebelikte anneyle çocuğun kanlarının bu proteinin varlığı açısından aynı olmadığı durumlarda annenin fetusa karşı immünolojik bir yanıt vermesine neden olabildiğini göstermişlerdi. Günümüzde basit bir test ve akabinde aşı uygulanarak sadece ABD'de her yıl 20 bin çocuğun ölü veya zihinsel yetersizlikle doğması engellenmiş oluyor. Makak maymununun yaşamlarımızı doğrudan etkileyen diğer kullanım alanları, AIDS ve davranış bilimleri. Bu hayvanların, HIV virüsünün maymunlarda görülen özel bir alt tipi tarafından enfekte ediliyor olması ve hastalığın insanlardakine benzer bir ilerleme göstermesi, makakları AIDS aşısı çalışmalarının başrol oyuncusu yaptı. Aynı şekilde sıçan veya farelere kıyasla davranış özellikleri açısından insana çok daha yakın olmaları, depresyon gibi hastalıkların ve çeşitli nörolojik bozuklukların çalışılmasında da Rhesus makaklarının kullanılmasını sağladı. Sonuçta insanlığın 60 santimlik bu minik hayvana borçlu oldukları bir yana, makak maymunları üzerinde yükselen büyük bir araştırma pazarı var.
Günümüzde yürütülen çalışmaların anlamlı bir zemine oturtulması, söz gelimi, tespit edilen immünolojik bir yanıt veya belirli bir davranış modeliyse, bunların gen anlatımlarıyla bağlantısının kurularak açıklanmasını gerektiriyor. Bu temelde, Rhesus makak genom dizisi de araştırılıyor.
Rhesus makak genom dizisinin önemli açılımlar getireceği düşünülen bir diğer konu da evrim çalışmaları. Evrimsel antropoloji çalışmalarında şimdiye kadar sadece insan ve şempanze genomlarıyla sınırlı kalınmış olması, araştırmacıların dar bir pencereden karşılaştırma ve değerlendirme yapmalarına, dolayısıyla güvenilirliği yüksek olmayan sonuçlara ulaşmalarına neden oluyordu. 6 milyon yıl önce gerçekleşen şempanze-insan ayrılmasına karşılık, maymun ve kuyruksuz maymunların (şempanze ve insanların oluşturduğu grup) 25 milyon yıl önce ayrılmış olmaları; makak maymunlarını, şimdiye kadar kullanılmakta olan fare ve sıçan gibi hayvanların aksine, bu tür filogenetik çalışmalar açısından ideal bir karşılaştırma aracı -teknik ifadesiyle dışgrup- konumuna sokuyor.
Rhesus Makak Genomu Dizileme ve Analiz Konsortisyumu Projesi Bu uzun açıklamaların amacı, dünyanın dört yanından 100'ün üzerinde araştırmacının dahil olduğu ve Baylor College of Medicine'dan Richard Gibbs'in liderlik ettiği Rhesus Makak Genomu Dizileme ve Analiz Konsortisyumu Projesi'ne ayrılan 20 milyon dolarlık bütçeyi anlaşılır bir zemine oturtmaktı.
Yazının başında vaat ettiğimiz gibi projenin ilk sonuçlarına geçelim. Yapılan incelemeler, makaklarla insanlarda aynı proteini şifreleyen genlerin dizi bazında yüzde 97,5 aynı olduklarını ortaya çıkardı. Bu çalışmalar aynı zamanda söz konusu türler arasındaki DNA farklılıklarını da vurgular nitelikte. Makaklarda, insanlarda ve şempanzelerde aynı olan 108 gen ailesinin farklı şekilde evrimleştikleri, böylece bilim insanları tarafından anlaşılmış oldu.
Genler arasındaki bu farklılığın, türler arasındaki farklılığa açıklama getirebileceği, böylece türlerin doğal seçilim ve evrim süreçlerinin daha iyi kavranabileceği düşünülüyor. Ayrıca gen yapılarındaki farklılıkların açığa çıkarılmasının tıbbi araştırmalar için de önemli olduğu kesin. Mesela son çalışmalarla, insanlarda vücudun hastalıklara karşı savunmasını oluşturan HLA sisteminin makaklarda çok daha fazla sayıda gen tarafından oluşturulduğu ortaya çıkarıldı. Bu, makakların bağışıklık sisteminin bizdekinden farklı çalıştığına dair bir işaret olabilir. Makaklar bağışıklık sistemi araştırmalarında sıkça kullanılan model organizmalardan biri olduklarından, bu bilgi araştırmacılar için son derece önemli. Bilim insanları makak genomunun ayrıntılı analizlerine devam ediyorlar. Şimdilik elimizdeki, bir nevi müsvedde makak genomu dizisi olarak kabul edilebilir.